Aktif Emekliler Emeklilik Hayatını Anlatıyor

Emeklilik nedir? Emekli olunca hayat nasıl değişir? Bu sorunun cevabı 20 yıl önce bugünle aynı değildi. Çalışma hayatının bitmesi insanın meşguliyetlerinin de bitmesi olarak düşünülürdü. Değişen algı ve yaşlanmanın yeniden tanımlanması emeklilik hayallerini de değiştirdi, dönüştürdü. “Emekli olmayan” ve hayatı dolu dolu yaşayan emeklilerle konuştuk. 

Emeklilik algısının tamamen dönüştüğü bir gerçek. İnsanlar artık o yılları hayal ettiklerinde hayatlarının pasif olacağını düşünüp, karamsarlığa kapılmak yerine yeni bir dönemi hayal ediyorlar. 

Bu değişim nasıl gerçekleşti? Öncelikle yaş algısının değişimiyle. Artık 40’lı yaşlardan itibaren kimse “yaşlandığını” düşünmüyor, 80’li yaşlara kadar aktif hayat normal karşılanıyor. Çalışma hayatındaki günleri bitse de, üretmeye çalışmaya devam eden insanlara ulaştık, emeklilik günlerini nasıl geçirdiklerini onlardan dinledik. Konuştuğumuz isimler hayallerindeki emeklilik hayatı için de bireysel emekliliği düşünmüş, AgeSA ile sisteme dâhil olup  emeklilik hakkı kazanmış. Ortak noktaları “emekli olmamış” olmaları. 

Emekliliği çoğu zaman unutuyorum

Cengiz Kılıç doktor ve emekli olsa da çalışmaya devam edenlerden. “Çalışmaya devam ediyorum, emekli oldum mu olmadım mı çoğu zaman unutuyorum bile” diyor. Zaten halen çalışıyor, işyeri hekimliği görevini sürdürüyor. 

“Emeklilik hayalim yok, çünkü hiç emekli oldum gibi hissetmiyorum. 14 ay önce torunum oldu. Biz doktorlar zaten bastonla gezmeyiz, hep çalışırız. Allah ömür verdiği sürece aktif olacağım. ‘Emekli maaşım yeter, çalışmaktan sıkıldım yoruldum’ eskidenmiş. Torunlar hafta sonları yanımıza gelsinler, hep beraber bir arada olalım diye bakıyorum. Hatta şimdi bahçe ayarlamaya çalışıyorum. Bu kadar aktif olmak istememin nedeni, maddi dertlerden ziyade, aktif olmanın kendisini önemsemekten. Çalışarak aktif kalabileceğimi biliyorum.”

Kılıç, torun sevgisinin de hayallerini değiştirdiğini vurguluyor: 

“Torun sevgisi de öne çıktı. 14 ay öncesiyle şimdiki hayat görüşümüz bile farklı. Onların rahatı için yatırım yapmayı düşünüyorsunuz. Sosyal yönden daha hareketli olacağımız bir hayat beklentimiz arttı. Artık ona göre bir hayat düşünüyoruz. Kitabımı okuyorum, sosyal aktivitelerimi yapıyorum. Niye emekli olayım da evde oturayım? Buranın iklimi de çok güzel. Çevremde emekli olduğuna pişman olup çalıştığı firmaya dönenler var. Artık insanlar köşe minderi gibi oturmaya meraklı değil.”

Şimdiki yaşlılık çok zevkli bir yaşlılık

İlknur Bitlis emekli Edebiyat Öğretmeni. Zamanını sokak hayvanlarıyla ilgilenerek, hastalıklarını, tedavilerini izleyerek geçiriyor. Torunuyla ilgileniyor. Emeklilik sonrası hayatı dolu dolu yaşıyor: 

“Yürüyüşümü yaparım her gün. Siyasetle ilgilenirim kişisel olarak. Babam asker emeklisiydi, o da emeklilikten sonra hep çalıştı. Annem de öyleydi. ‘Kenarda duralım’ gibi bir algımız hiç olmadı. Hayatımın sonuna kadar dinç olmak için çaba gösteriyorum. Seyahatlere gidiyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum. Pandemiden önce en az ayda 2 kere, bazen haftada 3 kez buluşurduk. 1 buçuk yaşında torunuma bakıyorum şu anda da.”

Bitlis sağlıklı yaşamı önemsiyor, ilerisi için de bu konuda çalışıyor: 

“Sağlıklı yaşamaya önem veririm. Bir ara donuk omuz sendromuyla uğraştım. Günde 5 buçuk saat egzersizim vardı, zorlansam da yapardım, kendi kendime ‘Sağlıklı bir anneanne olacağım’ sözü verdim.”

Emekli olduktan sonra hayatı adeta yeniden keşfetmiş: 

“Şimdiki yaşlanma algısını çok güzel buluyorum. Hayata bağlılık daha çok artıyor. Bir saatin bile ne kadar değerli olduğunu anlıyoruz. Gerçekten şimdiki yaşlılık çok zevkli bir yaşlılık. Memnunum günlerimden, kendim için yaşamayı da öğrendim. Emekli olana kadar sanki hiç ben yoktum. Ancak emekli olduktan sonra neleri sevdiğimi keşfettim. Özellikle seyahet etmeyi ve arkadaşlarımla biraraya gelebilmeyi çok sevdiğim farkettim. Bunlar benim için lükstü. Kahvaltı etmek ne kadar güzelmiş, bunu anladım. Çalışırken bir gün bile düzgün kahvaltı ettiğimi hatırlamam. Kendime ait bir programın olması, bir filmi izlemek yoktu. Emeklilikten sonra kendimi buldum, kahvaltımın keyfine vardım, istediğim şeyleri yaptım. Kendim için yaşamı öğrendim. Çalışırken insan hem emekli olacağı günü hayal ediyor ama o arada yaşadığınız her dakikanın kıymetini bilmek gerekiyor. Hedefe odaklanmayın. Yolculuk da çok zevkli aslında. Yoksa, bir an geliyor afallıyorsunuz, ‘Bu yaşa ne zaman geldim?’ diyorsunuz. Her anınızdan zevk almayı bilin. Adım adım zevkini yaşamayı unutmayın. Keşkelerin olmaması için bu çok önemli.” 

Pandemi bittiğinde doyasıya gezeceğim

Gülseren Erdem Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nden emekli. İlk aylarda zorlanmış:

“Alışkanlıklarım vardı. Sabah kalkıyorum ne yapacağını bilemiyorum, her gün rutin işe gitmeye alışmışım. 3 ay zor idare ettim. Sonrasında bir gün dedim ki, ‘Bu böyle gitmez’. Ondan sonra aktif bir hayata başladım ve bugüne kadar da aktif olmaya devam ettim.”

4 yıl ressamlarla, şairlerle düzenlenen etkinliklere katılmış. Spor yapmış ve ne zamandır ertelediği gezilerine vakit ayırmış:

“ABD’yi çok merak ediyorum, pandemi olmasa Fransaya gidecektik. Ülkeleri gezmek için azmim var. Aktif bir yaşamım var. 57 yaşındayım. Kızımla seyahat etmeyi de çok seviyorum. Aspendos, Perge her yere çıktım ve gezdim. Benim için kaygılanmışlardı, fakat her yere gittim, hiç kendimi kısıtlamadım. Yürüyüşlerde aktif oldum.”

Erdem bireysel emekliliğin faydasını şöyle anlatıyor:

“İlk yardım eğitmeniyim ücretsiz halka ders verdim. GATA’da yöneticiydim, sağlık farklı bir meslek grubu, insan hep içinde oluyor. Emeklilik konusunda bilinçlendik ama maddi sorunlar çekiyor emekliler, yapmak istediklerimizin bir kısmını da yapamıyoruz. Bireysel emeklilik bu anlamda çok işe yaradı. İlk başladığımda kızım ‘Anne bu yatırım da senin gezilerinin parası, öyle düşün’ demişti. Gerçekten bireysel emeklilik destek oldu. Emeklilik eve bağlanmak değil, uğraştık yorulduk, yaşamamız lazım diye düşünenlerdenim ben. Meslek hayatı, evlilik hayatı, çocuklar derken kendimizi unutuyoruz. Kalan bundan sonraki ömrümde yapmak istediğim ne varsa yapmak istiyorum.”

Bir sağlık çalışanı olarak pandemi etkilerini de gözlemleyen Erdem bu süreçte evde kalmanın olumsuz etkilerine dikkat çekiyor: 

“Ben en çok ruhsal olarak etkilendiğini düşünüyorum, depresyon sorunları başladı. Kasları ve eklemleri kullanamıyoruz. Evdeki küçük egzersizler de yeterli değil. Kas gücünde azalmaların olduğunu düşünüyorum. Pandemi sonrası için özgür olmayı çok istiyorum. Haziranda yine tatillere devam edeceğim, süreç normale döndüğünde yurtdışına çıkacağım. Vatanımı çok seviyorum, bunun için de çalışmalar yürüteceğim.”