Ageizmin Kısa Tarihi 

Yaşlılık hayatın en doğal sonuçlarından biri olsa da, son yıllarda adı ayrımcılıkla anılmaya başlandı. Yaşlılar kimi dönemlerde topluma faydasız, yük olarak nitelenirken, kimi zaman kötü muamele, şiddet ve nefret söylemiyle karşı karşıya kalabiliyor. Ageizm, yani yaş ayrımcılığı yeni bir kavram ama, önümüzdeki dönemlerde sık karşılaşacağımız konulardan biri haline gelecek gibi görünüyor.  

Ageizmin adını henüz yeni duyuyoruz. Yaşlılara yönelik kötü muamele, nefret söylemi, olumsuz düşünceleri ifade etmekte kullanılıyor. Yalnızca Türkiye’ye özgü değil, dünyanın farklı coğrafyalarında farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. 

Yaşlılık insan hayatının en desteğe ihtiyaç duyduğu dönemlerinin başında. Bu durum kimi kültürlerde büyük saygıyla karşılanırken, kimi kültürlerde yük olarak da nitelenebiliyor. Modern kültürlerde yaşlılara yönelik tavırlar değişse de, yaşlıları fazlalık, yük olarak gören bir söylem etkisini gösteriyor. 

Reklamlar, haberler, konuşma dili, ifade biçimleriyle ortaya çıkan ageizm, aslında yalnızca belli bir yaş üstündeki bireyleri etkilemiyor. Gençler de bu ayrımcılıktan nasibini alanlar arasında. 

30 yıl sonra Vogue Dergisi kapağına poz veren Madonna’nın yaşadıkları ageizmin nasıl görünür hale geldiğini göstermesi açısından etkili. Madonna’nın pozları “Gençlik özentisi” denilerek eleştirilerinin hedefi oldu. Bunun üzerine açıklama yapan sanatçı, 60 yaşına girdiğini belirterek “Ageizmle uğraşıyorum, insanlar şimdi de benim yeterince genç olmadığımı söylüyor” dedi. 

Yaşlanmak da gençlik de insanın kontrol edemediği, denetlenemez süreçler arasında. İlk kez Robert N. Butler tarafından 1969 yılında kullanılan ageizm terimi, günümüzde yaşlı- genç hemen herkes için baş edilmesi gereken bir sorun halinde.

Ageizmin tarihi kısa olsa da, dijital çağda etkilerinin yıkıcı olduğu aşikar. Yaşlılık hastalık ve muhtaçlıkla bir tutulurken, yaşça büyük olanların çağın gelişmelerine ayak uyduramadığı vurgusu da sıkça karşımıza çıkıyor. Yaşlıların sosyal medyaya dolayısıyla sosyal hayata adapte olmakta güçlük yaşadığı algısı, dile getirilen argümanlar arasında. Buna karşın, ageizmin pandemi süreciyle görünür olması, bu konuda farkındalığın artmasına da neden oluyor. 

Gençleri de vuruyor 

Ageizm gençleri de vuruyor. Madalyonun diğer yüzünde kalan gençler, işşizlikle karşı karşıya kaldıkları durumda, gençlikleri ve deneyimsizlikleriyle saf dışı ediliyorlar. Genç ayrımcılığı da en az yaşlı ayrımcılığı kadar karşılaşılan bir sorun. 

Yaş ayrımcılığında bazen de yaşlı yetişkinler gençlerden daha ayrımcı davranabiliyor. İki kesimden de gelebilen ayrımcılık, durumu normalleştirme, yaşın getirilerini olumsuz kabul etme, karşı çıkmayı gereksiz görmekle sonuçlanabiliyor. 

Yaşlılara ya da gençlere yönelik yaş ayrımcılığında en çok karşılaşılan davranış kalıplarından biri de bebek tonuyla konuşma ya da aşırı yardımseverlik. Bu iki durum da, muhatabında ciddiye almama hissi oluşması ve aşağılanma hissetmesiyle sonuçlanabiliyor.

Martens, Greenberg, Schimel ve Landau’nun 2004’te gerçekleştirdiği araştırma ageizmin nedenleri arasında “yaşın insana kendi ölümlülüğünü hatırlatması” durumunu sayıyor. Araştırmaya göre, bu korku, yaşlılara önyargılı yaklaşımları tetikliyor, yaşlı ayrımcılığına yol açan tavırlara neden oluyor. 

Ageizm son 30 yılda literatüre giren, giderek tartışılan ve konuşulan bir kavram, ilerleyen süreçlerde de ayrımcılık türleri arasında ismini duyacağız. Yaş ayrımcılığıyla mücadeleseyse, her yaştan farkındalıkla mümkün.