Sosyal Medya Detoksu Zihninizi Yeniliyor 

Telefonunuzu evde bırakıp en son ne zaman dışarı çıktınız? Uyandıktan kaç dakika sonra elinize telefon alıyorsunuz? Gelen mesajlara hemen cevap yazmak istiyor musunuz? Telefon yanınızda değilken geriliyor musunuz? Bu sorulara cevabınız ‘evet’se, sosyal medya bağımlılığınıza ‘merhaba’ diyebilirsiniz. 

Akıllı telefonların hayatımızı çok kolaylaştırdığı inkar edilemez bir gerçek. Araştırmalar 4 milyara yakın insanın sosyal medya kullanıcısı olduğunu ortaya koyuyor. Telefonlar sayesinde alışverişten sosyalleşmeye, eğitimden spora, haberden müziğe birbirinden farklı pek çok alana erişebiliyor, çok kısa sürede işimizi hallediyoruz.

Bu kolaylık alışkanlıklarımızı hızla değiştirdi, yaşam pratiklerimiz üzerinde etkili oldu. Zaman zaman bundan şikayet etsek de, çoğumuz bu konforu terk etmekte zorlanıyoruz. Ancak, akıllı telefonların hayatımıza soktuğu olumlu özelliklerin yanında bir de sosyal medya bağımlılığı var ki, önümüzdeki yıllarda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkması kaçınılmaz. 

Farketmekte zorlansak da telefon hayatımızda büyük bir yer kaplamaya başladı. Dikkatsizlikler ve unutkanlıklar yaşıyorsanız, yaşanan olayları telefondan takip ediyorsanız, “bir zamanlar nasıl vakit geçiriyordum” sorusunu sormaya başladıysanız, sosyal medya detoksuna ihtiyacınız olabilir. 

Hastalığa yol açan bağımlılık

Sosyal medya bağımlılığı ya da bir diğer ismiyle telefon bağımlılığı yalnızca psikolojik bir sorun değil. Aşırı ekrana bakma alışkanlığından kaynaklanan fiziksel sorunlar da sağlığı tehdit edecek nitelikte. Ekran karşısında geçen zamanın ekran ışığına maruz kalmadan geçen zamandan uzun olması, boyun ağrılarından göz bozukluklarına, uyku sorunlarından mimik kayıplarına, bunalım hissine, depresyona, kronik yorgunluğa, omurga eğriliğine, sisli beyin sendromuna varan sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Migren, obezite, enfeksiyona meyil, anksiyete, davranış bozuklukları, çarpıntı, intihar meyli gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşma ihtimaliniz de artıyor. 

Beyin kimyamızın ürettiği endorfin ve dopamin eğlence, ödül ve başarıyla daha hızlı salgılanıyor. Bağımlılığın bilimsel nedeni de bu. Beyin dalgalarımız, ekran ışığı, hissedilen anlık keyiflenme ya da üzüntü bileşenleri bir araya gelince aklımız karışıyor. Adeta sosyal medyada yaşanılan iniş çıkışları bir oyun gibi algılıyoruz. Belki farkında bile olmadan sürekli bunlarla beslenen bir açlık yaratmış oluyoruz.

Önce bu sorunun sizde olup olmadığını anlamak için, telefonunuzdan günlük ekran sürenizi öğrenmelisiniz. Bu oran sizi şok edebilir. Pek çok insan ekran karşısında zannettiğinin iki ya da üç katı vakit geçiriyor. Sonra kendinize bir zaman belirleyip dijital denge ayarlarından bu zamanı kısıtlayın. 

Asıl kritik olan süreç, telefonunuzu elinizden bırakmanızla başlıyor. İlk başta bir boşluk hissedebilir, artan zamanı değerlendirmek konusunda zorlanabilirsiniz. Bir yedek liste oluşturarak işe başlayın. Ne zamandır ertelediğiniz işler telefonla aranıza mesafe koymak için önemli bir bahane olacak. 

Geceleri telefonu unutun

Gün içinde ne kadar telefonla vakit geçirirseniz geçirin, geceleri özellikle yatakta telefon kullanmak kadar vücudu yoran başka bir aktivite yok. Hem telefon ışığının gözlere verdiği zarar, hem sürekli zihnin zinde olmasının getirdiği kalitesiz uyku bedeni yıpratıyor. Sosyal medya detoksu yaparken telefonu özellikle gece belli bir saatten sonra bırakmak ve yatağa girmeden 2 saat önce bunu gerçekleştirmek çok önemli. 

Telefonu akşamları mutlaka bırakmayı adet edinin. Vaktinizi telefonsuz geçirmeye odaklanın ve gayret gösterin. Bunu sürdürülebilir kılmak için gayret edin. Gün içinde sosyal medyada geçirdiğiniz süre değişse de, akşamları telefonla aranıza mesafe koymayı bir rutin haline getirmeye çalışın.  

Ne kadar sürmeli?

“Sosyal medya detoksu ne kadar sürmeli?” sorusunun net bir cevabı yok. Bilim insanları dopamin seviyelerinin normale dönmesinin yaklaşık üç ay sürdüğünü belirtiyor. Peki sosyal medya detoksu bize ne kazandırır? Bunun pek çok olumlu etkisi var:

  • Rekabetçi hissetmeyi bırakabiliriz.
  • Mahremiyet algımız yeniden şekillenir.
  • Beğenilmek motivasyonundan kurtuluruz.
  • Gerçek dünyayla iletişimimiz düzelir.
  • Anı yaşayabiliriz.
  • Geçmiş takıntısından kurtulabiliriz. 

Alışkanlıklar değiştirilebilir

Telefonla ilgili alışkanlıklarımızı da güncellememiz gerekiyor. Adım adım ilerleyerek daha sağlıklı bir iletişim kurabiliriz:

  • Ekran ışığını düşük kullanmaya alışın, mavi ışık gözleri daha çok yoruyor. 
  • Uyurken cep telefonunu uçak moduna alın ya da kapatın. 
  • Konuşma süresini uzun tutmayın.
  • Mümkünse kulaklıkla konuşun. 
  • Uyuduğunuz odaya telefon getirmeyin.