Dünyaya Bıraktığımız En Kötü İz: Karbon Ayak İzi 

Çok susadınız, bir şişe su aldınız. Bitti, attınız. En sevdiğiniz içeceğinizi pipetsiz asla içemiyorsunuz. Araba konforunu hiçbir yerde bulamıyorsunuz. Size kötü bir haberimiz var, gelecek nesillere iyi bir dünya bırakma çabanızla aranızdaki engel alışkanlıklarınız. 

Karbon ayak izi tanımından haberdar mısınız? En genel tanımıyla, yaşarken, doğada meydana getirdiğiniz değişikliklere karbon ayak izi deniliyor. Karbon ayakizi kişisel tercihlerinizden tutun da, adım attığınız her anda kullandığınız enerji türü ve miktarına göre farklı oranlarda değişiyor. Yüzyıllardır yaşadığımız dünyada karbon ayak izi kavramı bu yüzyılda kullanılmaya başlandı. Çünkü sanayileşmenin beraberinde getirdiği karbon salınımı daha önce hiç olmadığı kadar fazla ve küresel ısınmadan, iklim değişikliklerine pek çok sorunu da beraberinde getiriyor. Buna bir de hızlı nüfus artışı ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi eklenince, dünyadaki ekosistemin insanlıktan en fazla zarar gördüğü dönemi yaşıyoruz. 

Temel oksijen kaynağımız ormanlar azalıyor, plastik kullanımımız arttı, fosil yakıtlar farklı alanlarda karşımıza çıkıyor, tasarruf eksenli bir hayattan uzaklaşmak tüketim alışkanlıklarımız kadar yaşamımızı da etkiliyor. 

Karbon ayak izinin azaltılması ilerleyen süreçlerde sıklıkla karşımıza çıkacak. Bu konuda bireysel olarak da yapabileceğimiz pek çok şey var. Alışkanlıkları değiştirmeye başlayarak dünyanın geleceğine katkıda bulunabilirsiniz.

Nereden başlamalıyız?

Bir gününüzü düşünün. Gün içinde yaptığınız tercihler karbon ayak izinizin ne kadar büyük olduğunu belirliyor. 80’lerde ortaya çıkan ozon tabakası sorunu kullandığımız deodorantların içindeki gazlardan kaynaklanmıştı. İlerleyen süre zarfında ozon tabakasını etkileyemeyen alternatifler üretildi. Ancak yine de kullanım alışkanlıklarımızın pek çok başka şeyde etkili. 

Mesela, alışveriş yaparken plastik poşet almaya devam etmek, kısa mesafelerde araba kullanmak, gereksiz elektrik ve su sarfiyatı. 

Öncelikle hayatınızda yer eden plastiklere odaklanın. Sürekli plastik çöp çıkarmak, karbon ayak izinizin önemli bir kısmını oluşturuyor. Yaşam alanlarınızı düzenleyerek ve rutin faaliyetlerinize ilişkin önlemler alarak başlayabilirsiniz. 

Küçük ama etkili adımlar

Hayatınızda değiştirebileceğiniz rutinler farkına varmayacağınız küçük ama etkili sonuçlar yaratacak:

-Gereksiz su ve elektrik sarfiyatı yapmamaya özen göstererek.

-Haftalık ya da aylık alışverişle gereksiz ürün kullanımının önüne geçmek.

-Yürünebilecek mesafelerde yürüyüşü tercih etmek, toplu taşımayı araç kullanımından daha fazla tercih etmek. 

-Enerji tasarrufu olan ev aletleri kullanmak, kullanmadığımız zamanlarda prizleri çekmek, tasarruflu ampulleri tercih etmek. 

-Alışverişlerde poşetimizi yanımızda taşımak. Poşet kullanımını minimum hale getirmek. 

-Sebze ürünlerine ağırlık vermek. Et tüketimini azaltmak. Tavuk ve dana çiftliklerinde kullanılan yöntemler karbonmonoksit salınımına yol açıyor. Daha az tüketmek ve üreticileri açık alanda çalışmaya teşvik etmek, hem hayvanların daha insani şartlarda yaşamasını, hem daha az kirlenmeyi sağlıyor. 

-İmkanınız varsa, rüzgar, hidroelektrik gibi, yenilenebilir kaynakları tercih edin.

-Bulaşık ve çamaşır makinenizi tam yükle çalıştırın; bu şekilde su, elektrik ve deterjan tasarrufu sağlarsınız.

-Plastik şişe, pipet gibi tek kullanımlık ürünleri alternatifleriyle değiştirin.

-Çaydanlığa kullanacağınız kadar su doldurun.

-Cep telefonunuz şarj olur olmaz şarjdan alın.

-Düzenli aralıklarla buzdolabınızın/derin dondurucunuzun buzunu çözün.

-Kendi bölgenizde yetişen meyve ve sebzeleri tercih edin.

-Mevsimi dışında taze meyve ve sebze satın almayın; sera tipi tarımın küresel ısınmayı tetiklediğini unutmayın. 

-Aşırı ambalajlanmış ürünleri satın almayın.

-Mümkün olduğunda geri dönüşüm yapın.