İnsanın kendisiyle, çevresiyle nasıl ilişki kurabileceğini tüm Türkiye’ye anlatan, kitapları 7’den 70’e herkesin ufkunu açan yazar, psikolog Doğan Cüceloğlu öğrenmenin yaşı olmadığını da gösteren bir isimdi. Son günlerine kadar canlı yayınlarla okurlarına ulaştı, yazılarını sürdürdü. Cüceloğlu’nu bizi “İçimizdeki çocukla” tanıştıran isim olarak hatırlayacağız. 

Silifke’de 11 çocuklu bir ailenin 11’inci çocuğu olarak dünyaya geldi, Türkiye’ye ailesiyle, kendisiyle, geçmişiyle nasıl ilişki kuracağını anlatan insan oldu. Onun kitaplarıyla büyüyen nesiller, iletişim sırlarını sayesinde öğrendi, konuşmanın, dinlemeni kıymetini anladı.  

Doğan Cüceloğlu hem eserleriyle, hem yaşamıyla örnek olmuş bir isimdi. 10 yaşında annesini kaybetmiş, bu kaybıyla yaşamının en önemli kırılma noktasını yaşamıştı: 

“On yaşındayken annemi kaybettim ve ölümün ne demek olduğunu anladım: artık onu bir daha hiç göremeyecek, dokunamayacak, naz edemeyecektim. Silifke’de en yüksek dereceli okul olan ortaokulu bitirdikten sonra subay olan ağabeylerimin yanında Ankara ve Kırklareli’nde okudum ve Kırklareli Lisesi’nden mezun oldum. Kırklareli lisesinde ilk aşk şiirimi yazdım.”

Mühendislik hayalinden psikolojiye 

Bu yazı sevgisi, onun hayatını değiştirecek bir yolculuğun da başlangıcı oldu. Ankara Atatürk Lisesi’ndeki edebiyat ve kompozisyon öğretmeni Cahit Okurer’in yönlendirmesiyle mühendislik hayalinden vazgeçti, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne yazıldı. Bu ABD’de Illinois Üniversitesi’ne uzanan bir eğitim hayatının başlangıcı oldu. Burada evlenecekti: 

“Amerika’da doktora öğrencisiyken, benim gibi doktora öğrencisi olan Kaliforniya’da doğmuş büyümüş Emily ile tanıştım ve evlendim. On bir yıl süren evliliğimizde üç çocuğumuz oldu: Ayşen, Elif ve Timur. Evlendiğimde ne kendimi tanıyormuşum, ne de evliliğin ne olduğunu. Silifke’de büyürken çevremde gördüğüm evlilik, koca, baba modelleriyle Kaliforniya’da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalıştım. Sonuç: hem ben çok ıstırap çektim hem de Emily’e acı çektirdim. Benim şimdi yüreğimi en çok yakan çocuklarıma verdiğim acılar. Onlardan dört yıl ayrı yaşadım.”

Acılarım beni büyüttü

Cüceloğlu, yaşadığı olaylardan çıkardığı derslerle ve iletişim psikolojisi konusunda uzmanlaşmasıyla ileride pek çok insana yardımcı oldu:

“Yaşadığım acılar her şeyi bilmediğimi, öğrenmem gereken çok şey olduğunu gösterdi ve yalnız bilgi yönünden değil, insan olarak gelişmem gerektiğine ikna oldum.

Kendimi geliştirme süreci içinde kitap yazmaya başladım; ilk kitabım İnsan İnsana bu sürecin ilk ürünüdür. Gelişim süreci içinde kazandıklarımı kitaplar yoluyla paylaşmaya devam ediyorum.”

Türkiye’ye döndüğünde kitapları onlarca baskı yapan, seminerlerine binlerce insanın katıldığı bir isimdi. ‘İçimizdeki Çocuk’ kitabıyla, insanların en çok ihmal ettiği yere bakmasını sağladı. İlerde bunu nasıl yaptığı sorulduğunda şöyle cevap verecekti:  

“Ben insanları yargılamıyorum. Bunu da beni sevsinler diye yapmıyorum. Bana göre hayatta yargılanacak bir şey yok. Varolan bir şeyi yargılamak salaklık, ahmaklıktır. Yapılan şey bir gerçektir. Anlamak lazım insanları. Böyle yorumladığım için, beni dinleyen kişi yaptığı şeyin kendi kafasına göre ne kadar anlamlı olduğunu düşünüyor ve rahatlıyor. En önemlisi kendiyle olan ilişkisinde kabule doğru gidiyor. Kendini suçlama, sevmeme, kendine yabancılaşma, uzaklaşma durumu ortadan kalkıyor. Bunu hissediyorlar. İçlerindeki bastırılmış ve kendilerine dönük olan sevgi; çevreye, hayvanlara, kuşlara yöneliyor. Belki de o nedenle beni seviyorlar.”

Hatayla yüzleşmeliyiz

Hayatının her döneminde çalışmaya, üretmeye devam etti. İnstagram yayınları pandemi sürecinde pek çok insana umut oldu. Sürekli üretmeyi, hakkını vererek yaşamayı şu sözlerle anlatıyordu: 

“Bayağı tokat yedim hayattan. Sartre’ın bir sözü var: “Yaşamın anlamı yaşamı nasıl yaşadığınızda yatar” diyor. Şimdi burada ben buna savaşçı tutumu diyorum. Bir tek şeyimiz var yaşamak. O da bize verilmiş zaman. Ben kendimle olan ilişkimde eğer kendime “ben elimden gelenin en iyisini yaptım, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım” diyebiliyorsam artık coşkuluyum. Aksi halde akıl hastanesine giderim. Bu şekilde yaşarsanız gerçeği bulursunuz. Bir de en önemlisi gerçeğe saygı. Gerçek benim için en kutsal şey. Diyelim ki bir davranışta bulunmuşum ama hata yapmışım. Hatam bir gerçek ama egomdan dolayı bunu görmüyorum. Bu noktada hatamızla, kırdığımız kişiye “Hata yaptım, özür dilerim size şöyle bir zarar verdim, onu gidermek için elimden geleni yapacağım” diyebilirsek özgürüzdür artık.”

Doğan Cüceloğlu 83 yaşında, yalnızca hayatı dolu dolu yaşayarak değil, bize de nasıl yaşayacağımızı anlatan bir ömür bırakarak aramızdan ayrıldı.