İki nesil bir arada: Güzel ve zor bir macera

Sömestr tatili geldi. Çocuklar tatilin önemli kısmını evde geçirecek. Pandemi kısıtlamaları nedeniyle evde olan bir başka yaş grubu da 65 yaş üzeri. Bu iki farklı yaş grubu bir araya gelince ne hissediyor? Jenerasyon farkı ne kadar etkili? Bir arada yaşaması gereken iki ayrı yaş grubundan isimlerle konuştuk, şikayetleri de var, memnuniyetleri de…

“Babaannem de benim gibi sokağa çıkma yasaklarından etkileniyor. Biz de beraber vakit geçiriyoruz. Bazen sıkılıyorum ama o da sıkılıyor biliyorum.”

Kuzey 11 yaşında. Annesi evden çalışsa da yoğun bir temposu olduğu için bu süreçte haftanın belirli günlerini babaannesi Ayten’le geçiriyor. Ayten 65 yaşında ve pandemi sürecinden hemen önce emekli olmuş. Buna karşın, yine de evden çalışmaya devam ediyor:

“Bir halkla ilişkiler firmasında yöneticiydim. Uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli olmaya karar verdim ama pandemi süreci özellikle iletişim dilinin yeniden kurulduğu zor bir dönem oldu. Ben de evden zaman zaman stratejik planlama yapılmasına yardımcı oluyorum.”

Torunuyla beraber ilk kez bu süreçte bu kadar uzun vakit geçirmiş:

“Kuzey’le yakın bir ilişkimiz vardı ama birlikte zaman geçirme fırsatımız yoktu. Bu süreçte birlikte geçirdiğimiz zaman giderek arttı. Sömestrde benimle olmasını özellikle istedim. Bulunduğumuz yerde yeşillik alan daha çok, böylece en azından serbest olduğu saatlerde rahat oynayabilir, yürüyüş yapabilir. Ayrıca birlikte olmaktan aldığımız keyif de arttı.”

Kuzey de bu fikre katılıyor:

“Babaannemle ufak şeyler yapıyoruz. Geçenlerde beraber kek yaptık. Ben bazen salata yapıyorum, bana böyle şeylerde güvenmesi güzel. Mutfak benim de ilgimi çekiyor. Babaannem de bilgisayar kullanabilen biri. Benim kullandığım programları bazen anlamıyor, ona anlatıyorum. Filmler izliyoruz. Şimdilik iyi gidiyor.”

“Peki anlaşıyor musunuz” sorusuna şöyle cevap veriyor Ayten:

“Tam değil. Ama çok ilginç bir durum var. Ben oğlumla daha fazla konuda anlaşamıyordum bu yaşlarda. Kuzey’le öyle değil. Daha uyumlu bir ilişkimiz var. Benim sivri taraflarım törpülendi, bir de torunuma uzaktan bakabiliyorum. Çocuğum gibi değil. Bu ilişkimizi çok güzel bir yere taşıdı.”

 

Başım kaldırmıyor ama onsuz da olmaz 

67 yaşındaki Nurdan ve 69 yaşındaki Muzaffer 9 yaşındaki torunları Ece’ye bakıyor bu süreçte. Muzaffer “Başım kaldırmıyor” diyor. Nurdan da ona katılıyor ama “Onsuz da olmaz” diyerek:

“Kızımız ve damadımız hafta sonu yanımıza geliyor. İkisinin de pandemi sürecinde çalışma düzeni değişti. Torunumuzu aslında biz yanımıza istedik. Ancak bazen çok enerjik olduğu için bizi yoruyor.”

Verilen ödevlerin çeşitliliği ve ağırlığı da Muzaffer’in şikayet konusu:

“Çocuklara bu kadar ödev verdiklerine inanamıyorum. Her gün yeni bir soruyla karşıma çıkıyor. Ona cevap vermek için, ben de ders çalışmaya başladım bu yaşta yeniden. Bir de tabii onun düzenine göre hayatımızı düzenliyoruz, bu da beni zorluyor. Askerlik hayatından gelen alışkanlıklarım var, onları torun varken esnetiyoruz.”

Ece’nin her gün belli çizgi filmleri var. Ayrıca bilgisayarda geçirmek için de bir zaman istiyor. Dedesi, bütün bunları rahat etmeleri için bir program haline getirmiş. Başlarda bu programa uymak onu sıksa da, şimdi memnun:

“Canım sıkıldığında, bir saat sonra şunu yapacaksın diyorum. Dedemin programını sıkıcı bulmuştum ama mesela derslerimi daha hızlı bitirdiğimi farkettim. O zaman aralığında bitireyim sonra uğraşmayayım diye düşünüyorum.”

 

Arada bir fark var ama çaba sarfetmeliyiz

68 yaşındaki Şükran ve 71 yaşındaki Necmi’nin işi daha zor, ikiz torunları Hasan ve Eren’le vakit geçirmeye adapte olmaya çalışıyorlar. 8 yaşındaki kardeşler haftada 2 ya da 3 gün onlarla. Şükran bu durumu şöyle anlatıyor:

“İkiz oldukları için aralarındaki ilişki daha farklı, bize daha az ihtiyaçları var sanki ama sonuçta iki tane çocuk. Her an biri acıkıyor, biri susuyor, birinin ödevi bitiyor, birinin canı sıkılıyor. Biz onlara ayak uydurmak zorundayız.”

Necmi, Tapu Kadastro’dan emekli, araştırmayı, okumayı çok seviyor:

“İki çocuk elbette fazla şöyle düşünüyorum. Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Onlara vereceğimiz çaba nasıl insanlar olacaklarını belirleyecek. Bazen isteklerini anlamıyoruz ama bu onların değil, bizim sorunumuz. Göstereceğimiz gayret, bizi de geliştiriyor, ‘Yaşlandım dur kenara çekileyim’ dememize engel oluyor. Anlamaya çalışmalı, neyi seviyorlar, ne istiyorlar öğrenmeliyiz.”

Bunu söylerken, yeni müzik gruplarını araştırdığını, çocukların alışkanlıklarını sürekli incelediğini, yeni teknolojiler hakkında fikir sahibi olmaya çalıştığını da ekliyor.